Seyrettiğim en güzel etap olabilirdi. Canımız Avroşiport yayına daha erken girseydi, HD TV karşısında seyretseydim ve Vuelta gibi hafife alınan bir turda meydana gelmeseydi, hayatımda seyrettiğim en güzel etap olabilirdi. Ama ofisteydim ve geç başlamış yayını dandik bir stream'den düşük çözünürlükle izledim. Yayın saat 17:00'de, dananın kuyruğu koptuktan sonra başladığı için tam tadına varamadım ama çok sıradışı bir yarışa tanık olduğumu çabuk anladım.
Alberto Contador, hakkındaki tüm iddialara (ve aldığı cezaya) rağmen, yol bisikletinin son 15 yılda gördüğü en heyecan verici iki sporcudan biri (Pantani ile beraber). Gilbert ve Rodriguez de müthiş isimler ama Alberto onlardan bir kol boyu ileride, bu kesin fikrim. Yeteneği yanında kazanma arzusu, cüreti, risk alma kararlılığı onu seyretmeyi harika bir deneyim haline getiriyor. Dün boktan bir stream ile, son 1 saatine yetişmiş de olsam, çok özel bir performansa tanıklık ettim, bahtiyarım.
Contador geçen sene TdF'da da yine böyle bir "intihar saldırısı" yapmış ama başarılı olmamıştı. Bu defa, cüretkar bir taktiğin, gezegenin en heyecan verici bisikletçisi ve takımı tarafından kusursuz başarıyla uygulanışını görebildik. Ayırca, yol bisikleti sporunu dramatik ve aşık olunası yapan birçok öge de önümüzden resmi geçit yaptı. Kişisel tarihimde hiç bir yarış Vuelta'nın dünkü 17. etabı kadar beni etkilemedi. Anlatayım:
Tüplü dalışta bir laf vardır "Plan your dive and dive your plan!" (dalışını planla ve o planı dal). Dinlenme günüde hazırlanmış nefis bir planın o derece zarif uygulamasını gördük. SaxoBank Tinkoff, Contador'un Vuelta'yı kazanacağı paradigmanın Cuitu Negru'da -bir defa daha- iflas ettiğini görünce denklemi tersine çeviren bir taktik kurmuş. Neydi ilk denklem?
Contador=Çok iyi bir yokuşçu => sert youşlarda tüm rakiplerini elimine eder ve etap kazanır + ITT'de durumu kontrol eder (Froome'a karşı) => bonus saniyelerle birlikte gerekli zaman farkını oluşurarak kazanır.
Froome'un TdF yorgunluğundan kurtulamayışı bir derece Contador'un eline oynadı. Ama Joaquim Rodriguez'i %30'lara varan yokuşlarda silkeleyemediğini gördü. Hatta Purito'ya son metrelerde sürekli geçilip zaman yitirince, önümüzdeki Cumartesi Bola del Mundo'da da Moreno-Rodriguez ikilisinden sıyrılamayacağını anladı. General Sun-Tzu "düşmanını şaşırt" der. Purito dinlenme günü sonrası, takımıyla rahatça kontrol edebileceği orta sertlikte bir yokuşla biten etaba pek dikkat etmemiş olmalı. Büyük hata. Büyük Turlar'da lider için nefes alınacak, gardını düşürecek tek bir gün bile yoktur. Her gün, her saat dikkatli, tedbirli olmak zorundadır. Contador rakibini şaşırtacak bir sürpriz hazırlamıştı. Sayın Alparslan etap özetini verdi, tekrarlamaya gerek yok.
Yarışın ilk 80 km'si boyunca kaçış grubu oluşamaması ne derece hızlı başladığını gösteriyor aslında. Conti ve Valverde bile kaçmayı denediler ama haliyle Katusha izin vermedi. Başarılı kaçış bile ilk yokuşa kadar ancak 2 dakikalık bir fark açabildi. Saxo Bank'ın hamlesi de o yokuşun inişinde geldi. İkinci bir grup pelotondan koparken ön tarafta Contador'un 4 domestiği vardı ve Rodriguez herhalde ilk bu an "Nöölüyö len!?" demiştir. Contador kendisine ileride destek olacak elemanları göndermişti. Bu grupta eski dostu Paolo Tiralongo da vardı ve aralarında "Hocam, hadi bakalım borcunu ödeme vakti!" diye bir konuşma geçmediyse ne olayım.
Bir kere Contador'un "İçgüdüyle atağa kalktım" demecine elbette inanmıyoruz. Aslında bunu demesine gerek yok. Planı hazırladık ve uyguladık dese daha hoş olurdu. Plan öncelikle Contador'un yokuş TT yeteneğine dayanıyor. La Hoz'u Rodriguez ve Valverde'nin 18" önünde geçip takım arkadaşı Sergio Paulinho'nun müthiş temposuyla farkı açmaya başladığında plan tıkır tıkır işliyordu. Kritik nokta, Paulinho tükenirken Contador'un eski dost Tiralongo'yla atağa başlaması oldu. Etap zaferi sözü vermiş midir emin değilim (4 kıymetli bonus saniyesi söz konusu) ama gerekli bağlantılar yapılmıştır. Zaten Tiralongo Contador'a medyun-u şükrandı ve borcunu ödemek için çok uygun bir fırsat çıkmıştı (Mario Puzo'nun "Baba" kitabında kendisine bir "iyilik" yapılan fırıncının doğum gününde Don Corleone'ye pasta hediye getirişi). Bir süre de onun hava boşluğunda giden şampiyon Fuente Dé'de artık sadece kendi gücüne kaldı. 17 km uzunluğunda ve %4 ortalama eğim Purito'ya çok ağır geldi. Rodriguez laktat eşiğinin üstünde kısa süreli muhteşem performans verebilen ama eşikte yüksek watt üretme kapasitesi sınırlı bir sporcu. Yıllardır savunduğum "Purito Büyük Tur kazanamaz" önermesi bu fizyolojik özelliğe dayanıyor. Hoş adam Giro12 ve Vuelta 12'de tükürdüğümü yalamanın ucuna kadar getirdi beni ama neyse. Ne tahmin etsem tersi çıkıyor bugünlerde zaten. Contador Purito'nun bu özelliğini çok iyi kullandı ve ciddi bir fark yarattı.
Yol bisikletinde herkes "mecburcu"yu bekler. Kimin ihtiyacı varsa o tempo yapmak zorundadır, bunu herkes bilir. Mecburcu da kimbilir kaç kere bu durumdan faydalanmış olduğundan ağzını açamaz. Valverde ve Movistar bir ara Rodriguez'e yardım ettiler ama kan kokusunu alınca onu bir anda bırakıp atağa kalktılar. Purito'nun onların arkasına takılamamış olması gerçekten tükendiğini gösteriyor. TT yeteneği kısıtlı, %4 bir yokuşu büyük aynada uzun süre tempolu çıkamayan Katusha'nın lideri teslim bayrağını çekmiş oldu. Valverde etap sonunda Contador'a 6" kadar yaklaştı ama ikisinin arasında zaten 1'41" fark vardı ve aradaki sürenin azalışı etabı kazanmak dışında bir önem taşımıyordu.
Saxo Bank arabasından Tiralongo'ya su verilmesi harika bir görüntüydü. Yol bisikleti ittifakların sürekli değiştiği, zayıfın hemen "hal" edildiği, süper Makyavelist ve ultra pragmatist bir spor. Şan, şeref, onur bu sporda alıştığımızdan çok farklı formlarda ortaya çıkıyor. Şövalyelik yapılmaz, komik sayılır, hatta ayıplanır. Diğer iki güzel görüntü de Contador'un birer kurmayının yokuşta pestili çıkan Rodriguez ve Valverde'nin arkasında "jandarma" olarak beklemeleriydi. Liderleri yarışı kazanırken, baş rakiplerinin çektiği sıkıntıyı en yakından izleyip takım arabasına bilgi veren muhbir görevini yaptılar.
Tuzak kuranlar, düşmanla ittifak yapanlar, düşene bir de sen vur'cular, oportünistler, muhbirler ve schadenfreude'nin vücuda gelişi.... Nasıl bir spora gönlümüzü kaptırdıysak artık....





0 yorum:
Yorum Gönder